Uzun zamandır şehrin gürültüsünden sıkılmış,ve kendimle birazda yalnız kalmak istiyordum...Uzaklara gitmek ya da tatile çıkmak [sıkıldığımız zaman yapmak istediğimiz tek şey belkide], kaçmak istiyordum.Sanıyorum başarmıştımda, terminale gidip bir bilet almış ve yolumun nereye gittiğini bile bilmeden, sadece otobüsün hareket etmesini ve kafamı geriye yaslayıp uçsuz bucaksız dağlara, tarlalara, yalnız köylere bakmak istiyordum.Peki ben nereye gidiyordum[bence bu hikayeyi okuyan herkesin gitmek istediği bir yer vardır, hayalinizi bozmak istemiyorum o yüzden o yere "Hayal" diyeceğim] "Hayal"'e...
İnsan hayalinide hayal edermi acaba gibi felsefik bir soru sormadan da edemiyeceğim ama ben o yere çoktan ısınmıştım bile.
Yolları katettiğimiz zamanlarda [ki bu kimi zaman bir tatil ya da iş gezisidir] küçük yol ayrımlarında bulunan köy tabelalarına hiç baktınızmı, beyaz üzerine siyah yazılar ile km'leri yazar ve tamda yol ayrımlarında kimi zaman derme çatma bir duraktır onlar...İşte birden otobüs durdu ve beni "Hayal"'e yakın bir yerde bıraktı.Beni karşılayacak olanlar çoktan küçük eski bir araba ile gelmişlerdi...Hava çok soğuk değildi ama sadece dağlar, ben ve karşılamaya gelenler vardı...Onları tanıyormuydum peki...Sanmıyorum...ama beni karşılamaya gelmişlerdi...peki nasıl olmuştu ...evet asıl gizemide belkide buradaydı yolculuğumun, kaçışımın, hikayemin...1 yıl önce bir arkadaşım bana "Hayal"'i tavsiye etmişti ve birden "benimde orda olmam gerekli" demiştim kendi kendime, ama bir türlü fırsatım olmamıştı, çünkü her zaman yaptığım gibi ertelemiştim ama şu anda işte buradaydım...Kafamdaki herşeyi atmak istiyordum, sanıyorum büyük şehirlerde yoğun tempoda çalışan her insanın istediği gibi. Arabaya bindik ve toprak yoldan ilerlemeye başladık ama toz hem dışarıda hem de arabanın içindeydi fakat umurumda değil, yeterki "Hayal"'e varalım...birden karşımda "Hayal" görünüyor [orayı detaylı anlatmıyorum çünkü "Hayal"] ve kalacağım eve geliyorum, işte tam o sırada arabadan inerken duraksıyorum, karşımda tüm renkliliğiyle bana ekmek pişiren işte bu harika teyze var ve tabiki birde bu kareyi yakalayan harika National Geographic Türkiye [fotoğrafçının adını bilmiyorum] fotoğrafçımız... yüzündeki ve ellerindeki çizgiler hayat çizgileriydi, yıllar geçmiş ama yaşam halan onunla, kimbilir bu ekmeği pişirirken ne düşünüyor...ateşle zaman arasında oluşan ve zamanında çevrilmesi gereken harika ekmekler, tıpkı bizlerin de zamanında yapmamız gereken şeyler gibi...
siz biraz "Hayal"'i düşünün keyfini çıkarın ve burda bir Arkası Yarın yapalım ne dersiniz....





zeynepcıgım ne guzel anlatmıssın hayal etmedıgımız mudddetce yasamdan tad alamayız dıye dusunuyorum bılmem sen ne dersın???
Posted by: AYSEGUL | February 15, 2005 at 10:23 AM
aysegulcum...
hani bazen hayal ile umut arasında kaldığımız zamanlar olur ya işte bende böyle 1 zamanda yazmıştım bu fotoğrafa bakarak bu hikayeyi ve dediklerinde çooookkk haklısın sana katılıyorum bende....
Posted by: zyn₪p | February 15, 2005 at 05:16 PM